
Halklar ve İnançlar Komisyonumuzun açıklaması:
12 Mart tarihi; 1971 Askeri Darbesinin 54’üncü, Gazi Katliamının 30’uncu ve Qamişlo Katliamının 21’inci yıldönümüdür. 1971’deki askeri darbe, demokrasi ve özgürlük isteyenlere, işçilere, emekçilere, aydınlara ve gençlere yönelik bir kıyım başlattı. İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Sinan Cemgil ve arkadaşları katledildi; binlerce aydın, akademisyen ve genç tutuklandı.
Darbelerle yetinmeyen zihniyetin sonraki yıllarda gerçekleştirdiği katliamlardan biri de İstanbul Gazi Mahallesinde yaşandı. 12 Mart 1995’te Gazi’de üç kahvehane ve bir pastane, kimliği belirsiz kişilerce tarandı. Saldırılarda Dede Halil Kaya yaşamını yitirirken, 5’i ağır olmak üzere 25 kişi yaralandı. Bu kanlı provokasyona karşı başlayan demokratik tepki ve protestolar şiddetle bastırıldı. Otopsi raporları, 7 yurttaşımızın doğrudan polis kurşunuyla öldürüldüğünü ortaya koydu.
12 Mart 2004’te ise Suriye’nin Baas rejimi, Kürt halkına karşı Qamişlo’da bir katliam gerçekleştirdi. Bir futbol maçı sırasında çıkan olaylarda yaşamını yitiren 8 kişi için düzenlenen cenaze törenine Baas güçleri saldırdı ve şehir kana bulandı. 52 kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi yaralandı ve iki bin kişi tutuklandı. Bu katliamla önceden hazırlanmış bir senaryo hayata geçirildi. Kimliği, onuru ve hakları için mücadele eden Kürt halkının özgürlük arayışı bastırılmak istendi.
Aradan geçen bunca yıla rağmen katliamların sorumluları yargılanmadı, adalet sağlanmadı. Bu katliamların tekrarlanmaması için yalnızca geçmişle değil günümüzle de yüzleşmek zorundayız. Ortadoğu’da halkları mezhepler üzerinden ayrıştıran ve kimlikleri hedef göstererek katliamlara yol açan politikalar dün olduğu gibi bugün de sürdürülmeye çalışılıyor. Suriye’de bugün benzer bir zihniyet, Alevileri katliamlarla karşı karşıya bırakıyor; binlerce insan yalnızca inançları ve kimlikleri nedeniyle öldürülüyor. Halkları birbirine düşman etmeye çalışan bu anlayış, Türkiye’den Suriye’ye, Gazi’den Ortadoğu’nun farklı coğrafyalarına kadar birçok yerde sadece acıya, kana ve gözyaşına sebep oluyor.
Bu katliamları ve yitirdiğimiz canları asla unutmayacak, adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz.
Adalet, barışın ve demokratik toplumun temelidir. Türkiye’nin ve bölgenin ezilen halkları, emekçileri ve inanç grupları için adalet sağlanmadan ne demokrasi ne de barış mümkün olabilir.
DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu
12 Mart 2025