İranla ikili anlaşmaların askıya alınması

Demokratik hakların rejim tarafından ayaklar altına alındığı İran’da iki gün önce 4 Kürt yurttaş daha idam edildi. Kendi halkına karşı insanlık suçu işleyen, demokrasi düşmanı İran İslam Cumhuriyeti Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında yürürlükte olan başta savunma anlaşmaları olmak üzere birçok anlaşmanın askıya alınması, İran’da demokrasi ve insan hakları için mücadele eden halklara destek, İran rejimine ise önemli bir mesaj olacaktır.

Bu amaçla; Grup Başkanvekillerimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, İran ile Türkiye arasındaki anlaşmaların askıya alınması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi. Önergede şu ifadeler yer aldı:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

On yıllardır, İran’da Kürtler başta olmak üzere, Belluciler, Azeriler ve daha birçok muhalif kesime karşı bir tehdit olarak kullanılan idam cezası, özellikle 16 Eylül 2022’de Mahsa Jina Amin’inin “Ahlak Polisleri” tarafından katledilmesinin ardından, İran’ın dört bir yanında protesto gösterilerinin başlamasıyla had seviyeye ulaşmıştır. İran bu saldırgan tutumunu sadece içeride değil sınır ötesinde de sürdürmektedir. Yakın zamanda Erbil’e attığı füze ile bir baba ve çocuğunu katletmiştir. Demokratik hakların rejim tarafından ayaklar altına alındığı İran’da iki gün önce 4 Kürt yurttaş daha idam edilmiştir. Kendi halkına karşı insanlık suçu işleyen, demokrasi düşmanı İran İslam Cumhuriyeti Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında yürürlükte olan başta savunma anlaşmaları olmak üzere birçok anlaşmanın askıya alınması, İran’da demokrasi ve insan hakları için mücadele eden halklara destek, mevcut İran rejimine karşı önemli bir mesaj olacaktır. Bu sebeple, İran halklarını da cezalandırmayacak şekilde iki ülke arasındaki anlaşmaların askıya alınması amacıyla Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırmasına açılması için gereğini arz ederim.

GENEL GEREKÇE

İran’da farklı kültür ve dillerin yaşatılması mücadeleleri rejim tarafından cezalandırılmakta, en temel hak ve özgürlük talepleri dahi ölüm cezalarıyla sonuçlanmaktadır. İran’da rejimin toplumu cezalandırma ve bastırmaya yönelik en şiddetli aracı şüphesiz idam cezasıdır. Günümüzde kabul edilemez olan idam cezasının hala aktif şekilde yürürlükte olması, rejimin toplumuna karşı düşmanca politikalar izlediğinin en somut göstergesidir.  

İran’da muhalefeti bastırma aracına dönüştürülen idam cezalarına dair sağlıklı veri elde etmek çok mümkün olmamakla birlikte İran merkezli bir izleme örgütünün verilerine göre sadece 22 Aralık 2023-20 Ocak 2024 tarihleri arasında en az 90 kişi çeşitli gerekçelerle idam edilmiştir. Yine Uluslararası Af Örgütü’nün raporlarına göre, 1 Ocak 2012’den 31 Temmuz 2023’e kadar İran’da idam edilenlerin sayısı 5 binin üzerindedir. Bu sayının en az 57’sinin çocuk olduğu bilinmektedir. Öyle ki birçok izleme örgütü İran rejiminin idam cezalarının %75’inden fazlasını rapor etmediğini, gizli tuttuğunu ifade etmektedir. Bu rakamlar bize İran Devleti’nin bir İslam Cumhuriyeti değil “İdam Cumhuriyeti” olduğunu kanıtlar niteliktedir.

On yıllardır baskı altında hayatta kalmaya çalışan İran halkları son olarak 16 Eylül 2022’de Mahsa Jinha Amini isimli Kürt bir kadının “Ahlak Polisi” tarafından “Baş örtüsünü uygun şekilde takmadığı” gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra öldürülmesiyle birlikte geniş çaplı protestolara başlamış, rejimin uygulamalarına karşı çıkmışlardır. İran İslam Cumhuriyeti Devleti bu protestoları dikkate almak yerine, kendi vatandaşlarına uyguladığı şiddeti daha da arttırmıştır. Bu protestolara paralel olarak idam edilen yurttaşların sayısında ciddi artış olmuştur. Sadece 2023 yılında idam edilen yurttaşların sayısının en az 800 olduğu birçok izleme örgütü tarafından raporlanmıştır.

İran rejiminin idam tehdidinin son kurbanı kendilerinden 19 aydır haber alınamayan Pejman Fathi, Muhsin Mazlum, Muhammed Faramarzi ve Vefa Azarbar isimli 4 Kürt siyasi tutsak olmuştur. 28 Ocak 2024 tarihinde idam edilen 4 Kürt siyasetçi, Türkiye ve dünya kamuoyunda tepkiyle karşılansa da İran rejiminin bu uygulamalarını durduracak düzeyde tepkiler henüz ortaya çıkmamıştır.

İran’da sistematik olarak topluma karşı devam ettirilen bu düşman hukukuna Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üyelerinin kayıtsız kalması beklenemez. Türkiye Cumhuriyeti’nin İran İslam Cumhuriyeti Devleti ile başta savunma olmak üzere birçok alanda mevcut anlaşmaları bulunmaktadır. Özellikle, kendi halkına karşı ölüm siyaseti izleyen İran rejimine karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin İran Devleti içerisinde yaşayan halkları cezalandırmayacak şekilde bazı anlaşmaları gözden geçirip askıya alması hem demokratik ilkelerde ısrarcı olmanın hem de Ortadoğu’nun kadim halkları olan Fars, Kürt, Azeri, Belluci ve birçok halk ve inançla dayanışma içerisinde olmanın göstergesi niteliğinde olacaktır. Bu sebeple, TBMM çatısı altında İran rejiminin kendi vatandaşlarına yönelik uygulamalarına karşı askıya alınacak anlaşmaları belirlemek üzere bir araştırma komisyonu kurması elzemdir.

31 Ocak 2024