Tahir Elçi cinayeti

Grup Başkanvekillerimiz Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç; Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi cinayetinin öncesi ve sonrasında yaşanan gelişmelerle birlikte hala faillerinin neden bulunmadığının ortaya konulması ve cinayetin yarattığı tahribatın boyutlarının tespiti amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi. Önergede şu ifadeler yer aldı:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi cinayetine ilişkin yargılamada hiçbir ilerleme kaydedilmemiş olması, sorumluların açığa çıkarılmaması yaşanan facianın tüm boyutları ile araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Bu bahisle Elçi cinayetinin evveliyatında meydana gelen hadiseler ile cinayet ve sonrasında yaşanan gelişmelerle birlikte hala faili/faillerinin neden bulunmadığının ortaya konulması, cinayetin yarattığı tahribatın boyutlarının tespiti ve izahı için meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 

GEREKÇE

Diyarbakır Baro Başkanı iken yaptığı bir basın açıklaması esnasında gerçekleşen silahlı saldırı sonucuyaşamını yitiren Tahir Elçi; insan hakları savunucusu olarak bu alanda çalışmalar yürütmüş, uğraş vermiş ve yaşamını barışa adamış değerli bir hukukçuydu. Meslek yaşamı müddetince ülkede büyük kıyımların, faili/failleri bulunmayan davaların sonuçlanması için mücadele etmiş ve maalesef acı bir tesadüfle, son sözlerinde “silahlar sussun” derken, kendisi de faili/failleri bulunmayan bir cinayetin hedefi olmuştur. 

Tahir Elçi’nin ölümüne değin gerçekleşmiş olaylar silsilesine kısaca bir göz atacak olur isek; Tahir Elçi 2015 yılı Ekim ayı başlarında Ahmet Hakan'ın moderatörlüğünü yaptığı bir programdaki sözleri nedeniyle hakkında basın-yayın organları ve sosyal medya kanalları başta olmak üzere açık bir linç kampanyası başlatılmıştır. Söz konusu linç kampanyası yargı erki tarafından da sahiplenilerek başlatılan soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’ye 19 Ekim günü sabah karşı gözaltı işlemi başlatılmıştır. O esnada Baro binasında tebligatı bekleyen Elçi’nin yakalama kararında yer alan ‘Terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan hakkındaki soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacı ile yurt içinde saklandığı; tüm aramalara rağmen Elçi’ye ulaşılamadığı ve tebligat yapılamayacağı anlaşıldığından hakkında yakalama kararı çıkarıldığı’ hususları yargı mekanizmasının işlevi bakımından çarpıcıdır. 

Tahir Elçi kullandığı twitter hesabından kimseden korkmadığını, tüm bunların mücadelesinin bir parçası olduğunu dillendirirken de hedef olduğunu belirtmiş ve adeta bu cinayeti, olmadan evvel kamuoyuna ilan etmiştir.

Bu noktada hatırlatmak gerekir ki, Hrant Dink suikastı da tıpkı Tahir Elçi olayındaki gibi benzer bir izleğe sahiptir. Hrant Dink de önce hedef gösterilmiş, ardından yargı erkinin baskısı altına alınmış, bu cihetle de göz göre göre gelen cinayete zemin hazırlanmıştır. Hrant Dink’inyargılaması da yargı mensuplarınca isteksizce sürdürülmüş, olayın azmettiricileri ortaya çıkarılmadan tetiği çeken üzerine yoğunlaşılarak bir karara hükmedilmiş, o sanık da tahliye edilerek olayın üzeri kapatılmıştır. Ülkede yargıya intikal eden cinayet vakalarının çoğunluğunun “faili meçhul” kalmış olması ne yazık ki bu cinayetlerin gerçek sorumlularının ortaya çıkarılmayacağına dair durumu perçinlemektir. 

Dönemin iktidar sözcülerince bu cinayet “hunharca bir suikast” olarak nitelendirilmiş; cinayetin aydınlatılacağı “faili meçhullere izin vermeyecekleri” sözleriyle ifade edilmiş, hedefin “Türkiye” olduğuna vurgu yapılmıştır. Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “Eğer teröristlerin polislerimize yönelik saldırıları olmasaydı muhtemelen bu acı olayların hiçbiri olmayacaktı.” şeklindeki ifadeleri de bu anlamda dikkat çekicidir. Ancak tüm taleplere rağmen, yargılama boyunca Ahmet Davutoğlu’nun tanıklığına başvurulmamıştır. 

Elçi’nin basın açıklaması yaptığı yerde bulunan polislerin güvenliği sağlamaya dönük bir hamlelerinin olmadığı, tehlikeyi gördükleri halde buna dönük bir refleks göstermedikleri bilinmektedir; Tahir Elçi’ye isabet eden kurşunun kolluk görevlilerine ait ateşli silahlardan çıkmış olması kamuoyunun malumudur. Olay anında yapılması gereken inceleme, Elçi’nin öldürülmesinden 3,5 ay sonra yapılmıştır.  İddianame ise cinayetten 4 yıl 6 ay sonra kabul edilmiş, yargılamanın ilk duruşması olaydan 5 yıl sonra gerçekleşmiştir. 

Elçi’nin vurulma ve ölüm anını en iyi verecek görüntüyü kaydeden 4 no’lu kameranın çalışmaması, 5 no’lukamerada 17 dakikalık kesinti oluşu, olayın faillerinin  bugörüntülerde saklı olduğunun ifadesidir. Ancak bu görüntülere ulaşılamamıştır. Yine  suçun cezaevinde bulunan Deniz Ataş’a mal edilmesi için bir savcı tarafından baskı yapıldığına ilişkin iddialar mevcuttur. Bu iddialar aydınlatılmamıştır. Dosyada faillerin bulunmasına dair bir gelişme söz konusu olmamıştır.

Sorumluları ortaya çıkarılmamış birçok faili/failleri bulunmayan cinayetin yarattığı bu tabloda, Tahir Elçi cinayetinin sorumlularının ortaya çıkarılması toplumsal kucaklaşma ve tesis edilecek onurlu bir barış adına da önemli bir adım olacaktır. Bu nedenle ve ülke olarak geçmişte yaşanılan acı tecrübelerden hareketle; Elçi cinayetinin sebep-sonuç ilişkisinin ortaya çıkarılması ve cinayete giden yolda önlem almayan, sonrasında failleri bulmayan iradenin ortaya çıkarılması amacı ile meclis araştırması açılması elzemdir. 

28 Kasım 2023